13 Ocak 2016 Çarşamba

SEVİLEN YAZILARA DEVAM




Nereden başlarsan onunla bitecekti.Olmadı. Eğilip yerden bir papatya kopardın. Bu bendim. Seviyor ile başladın. Yere eğilip zarlardan birini çifte çevirdin. Bu hileydi: dayanamazdım.
Cebimden kapının anahtarını çıkarıp kırdım. Telefon kablolarını kestim. Postacıyı öldürdüm.
Kesitler gerekiyor demiştim de o zaman yalan söylediğinin farkına vardım. Kapıların kilitlerini değiştirdim. Mavi anahtarı kullanmalıydın. Şimdi dışarıda kaldın. Suçlu gerekiyorsa ‘ben’ olurum. Yitişler içerisinde konuşmayı unutmuşum. Yeni sözcükler, yeni kavramları getirdi. Anlamsızlaşan diyalogların hepsi anlam kazanıyor, birer monologa dönüştüğünde. Kendi kendime konuşma alışkanlığımı senden almıştım, iyi ki birini yabancılaştırmıyorum henüz. Ama şunu da fark ettim ki sende bir şey bırakmamışım kendimden. Derinliğini kestiremiyorsun unutulmuş umutların. Aynı gülümseme var yüzünde, rengi bile hep aynı.
Mavi anahtarı kullan demiştim. Kapıyı açmak için iki kişinin çabası gerekir. Karşıtlığın olmadığı yerleri de söylemiştim. Sürekliliği ben taşıyamam artık.
Postacının cesedini posta kutumda bulmalıydın. Oysa ben mektup yazabilmek isterdim. Ne yazık ki...
Bir turuncu kurşun kalemim bile yok...

Özgür Macit & Vedat Kamer

SEVİLENLERİMDEN

“Benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir” Furuğ Ferruhzad
Bir şey söyle bana / teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan / ne istiyor diri kalma duygusundan başka? /bir şey söyle bana / kıyısındayım pencerenin / ve güneşle bağlantıda…”

Pişman değilim benden konuş ey sevgilim bir başka benle gecenin soğuk caddelerinde gene aşk dolu gözlerini gördüğün benden ve hatırla beni kederle öperken o gözlerinin altındaki çizgileri..” …

“uzaklardan geldin sen ve kokular ve
ışıklar ülkesinden
şimdi bir teknedeyim seninle birlikte götür beni
ey yüreğimi okşayan umudum

götür şiirlerin ve coşkuların kentine ”

”şiir benim tanrımdır , işte ben şiiri bu denli seviyorum.. gecem gündüzüm bunu düşünmekle geçiyor , kimsenin söylemediği yeni bir şiir , güzel bir şiir söyleyeyim diye.. kendimle baş başa olmadığım ve şiiri düşünmediğim günüm , anlamsız ve hiç sayılır.. belki şiir görünüşte beni mutlu kılamaz , ancak ben mutluluğu kendim için başka türlü yorumluyorum.. mutluluk benim için güzel elbise iyi yaşam ve iyi yemek değil.. ben ,ruhum memnun olduğu zaman mutluluk duyuyorum ve şiir benim ruhumu memnun ediyor.. şayet insanların elde etmek için çırpındıkları bu güzellikleri bana verseler ve karşılığında şiir söyleme yeteneğini benden alsalar intihar ederim.. siz benden vazgeçin , siz bırakın ben sizce mutsuz ve aylak olayım , ancak ben hiçbir yaşamımdan yakınmayacağım..”

Cuma
Cuma suskun
Cuma terk edilmiş
Cuma hüzün veren eski sokaklar gibi
Cuma tembel ve hasta düşüncelerin
Cuma eziyet verici esnemelerin
Cuma beklentisiz
Cuma teslim olmuş
Ev boş
Ev incinmiş
Ev gençliğin hamlelerine kapalı
Ev karanlık, ev güneşin tasavvuru
Ev şüphe edilen, fal açılan, yalnızlık çekilen
Ev perde, kitap, dolap ve resimlerle dolu
Ah ne suskunluk ve gururla geçti
Benim hayatım garip bir ırmak gibi
Bu suskun ve terk edilmiş cumalarda
Bu boş ve incinmiş evlerde
Ah! ne suskunluk ve gururla geçti
Furuğ Ferruhzad

HAYMATLOS






HAYMATLOS

Kıyısında saçlarımı doladığım ilmek ilmek hasretin gam teli
dalgaların örülü şimdi dudaklarımda lâl puslu yıkıntıları hatıralar desenli
Dolarım faili meçhul neslin tükendiği gün gibi
Parıldayan gecenin nefesine baharlarım değeli
buğulanıp göğe takılı kaldı şimal yıldızı
aklım hercai
aklım mavi
gönlümün iklimi tazelendi
giyildi renkler pazen
içimde kat kat şefkati
dağılan eşyaların üzerinde
boğazıma kadar sevi
ruhun ten sesi
Fikirlerin çarpıştığı umut harelendi
ateşin uz
ırgaladı parelendi
diyelim ki ayrılık diyalektik
Fakat
lakin
ve tüm bağlaçlar ıraksak satırlardan müebbet giydi
mâkuldür avuntu serezlendi
avlunun kolunda güneş
tellerine takılı ay
örselenmiş canımı içinden çekip
bir dal filizlendi...

YELİZ VARLI
09/01/2016
ANKARA
HATIRAM KALSIN,,,

*HAYMATLOS:Vatansız